top of page

Kaybolan Bağlar (Lost Connections)

  • 2 Şub
  • 2 dakikada okunur

Uzun bir sessizliğin ardından klavyenin başına geçmek bir "merhaba" demekti belki ama bu yazı, aslında zihnimin derinliklerinde verdiğim çok daha büyük bir mücadelenin sonucu. Blog yazmaya verdiğim arayı biliyorsunuz, peki ya okumaya verdiğim o upuzun, bazen suçluluk hissettiren ara?

İşte bu yazı, o sessizliği bozan, tozlu raflardan elime aldığım ve bitirdiğim ilk kitabın hikayesi: Johann Hari’den "Kaybolan Bağlar" (Lost Connections).


Kitabı kapattığımda hissettiğim o ilk duygu; bir hatanın düzeltilmesi değil, bir gerçeğin yüzüme çarpmasıydı. Hani telefonumuzun şarjı çok hızlı biter de batarya bozuk sanırız ya; Hari diyor ki: "Belki de batarya sağlamdır, sadece sen onu yanlış şarj ediyorsun ya da çok fazla arka plan uygulaması çalıştırıyorsun."


Kimyasal Bir Arıza mı, Yaşamsal Bir Tepki mi?

Yıllardır bize depresyon ve kaygının sadece beyindeki serotonin miktarının azlığıyla ilgili olduğu, tamamen biyolojik bir "arıza" olduğu anlatıldı. Hari, bu teorinin peşine düşüyor ve aslında bunun buzdağının sadece küçük bir parçası olduğunu kanıtlarıyla ortaya koyuyor.


Depresyon bir hastalık değil, bir mesajdır. Vücudumuzun bize verdiği bir "sistem uyarısıdır". Hari'ye göre bizler bozuk değiliz; sadece insani ihtiyaçlarımızı karşılamayan bir yaşam biçimine hapsolmuş durumdayız.



Dokuz Kopuk Hat: Neden Bağlantımız Kesildi?

Kitabın asıl gücü, bizi mutsuz eden o "9 kopukluğu" bir dedektif gibi incelemesinde yatıyor. Birkaçına yakından bakalım:

  • Anlamlı İşten Kopuş: Hari, "saçma işler" (bullshit jobs) kavramına değiniyor. Eğer yaptığınız işin dünyaya hiçbir katkısı olmadığını hissediyorsanız, ruhunuzun yorulması kaçınılmazdır. Sadece birer "dişli" olduğumuzda, sistem bizi aşındırmaya başlıyor.

  • Diğer İnsanlardan Kopuş: En acı olanı da bu. Sosyal medya bizi birbirimize bağladığını iddia ediyor ama aslında sadece "bağlantıda" tutuyor, "bağ kurmuyor". Hari, gerçek bir bağın, birbirimizin acısına ve neşesine fiziksel olarak tanıklık etmekten geçtiğini hatırlatıyor.

  • Doğadan Kopuş: Beton binalar ve yapay ışıklar arasında evrimsel kodlarımıza aykırı yaşıyoruz. Doğadan koptuğumuzda, aslında kendi doğamızdan da kopuyoruz. Berlin'deki bir psikiyatri kliniğinin hastalarını bahçeyle uğraşmaya yönlendirmesiyle başlayan iyileşme süreci, bu kopukluğun ne kadar derin olduğunu gösteriyor.

  • Anlamlı Değerlerden Kopuş: "Junk Values" (Abur cubur değerler). Reklamların ve tüketim çılgınlığının bize dayattığı "daha çok alırsan daha mutlu olursun" yalanı, ruhumuzu bir nevi "obez" yapıyor ama beslemiyor.


"Sosyal Reçeteler": Çözüm Nerede?

Kitabın ikinci yarısı, bu kopuk kabloları nasıl tekrar birbirine bağlayacağımızla ilgili. Hari, klasik ilaç tedavisini tamamen reddetmiyor ama "sosyal reçetelerin" (social prescribing) gücüne inanıyor.

Londra'nın arka mahallelerinde insanların bir araya gelerek terk edilmiş bir alanı bahçeye dönüştürmesi veya bir topluluğun ortak kararlarla birbirinin hayatını iyileştirmesi... Bunlar birer "hobi" değil, birer hayatta kalma stratejisi.

"Acınız bir hata değil. Acınız, bir ihtiyacın karşılanmadığını gösteren bir sinyaldir."

Yeni Bir Başlangıç

Okumaya verdiğim o uzun aradan sonra bu kitabı seçmiş olmam bir tesadüf müydü, bilmiyorum. Ama sayfaları çevirdikçe kendi "workflow"umu, kendi hayat akışımı sorguladım. Toronto'nun o gri kış günlerinde, iş ve ev arasındaki o mekanik döngüde bazen hangi kablomun koptuğunu ben bile unutuyorum.

Bu kitap bana şunu öğretti: İyileşmek bir varış noktası değil, yeniden bağ kurma sanatıdır.

Bir kitaba odaklanmak, o "vibe"ı yakalamak ve satırlarda kendimi bulmak... Okumayı özlemişim. Bir konuyu derinlemesine, karakter sınırlarına takılmadan sindirmeyi özlemişim.


Kabloları Kontrol Etme Vakti

Eğer bu aralar kendinizi bir emülatörde çalışıyormuş gibi, biraz yapay ve biraz donmuş hissediyorsanız; suçlu donanımınız (beyniniz) olmayabilir. Belki de sadece bağlantı ayarlarınızı kontrol etmeniz gerekiyordur.

Uzun bir sessizliğin ardından bu ikinci yazımla, Johann Hari’nin rehberliğinde bir kapı açtım. O kapıdan içeri girmek, doğayla, insanla ve en önemlisi kendimizle o kaybolan bağları yeniden kurmak bizim elimizde.


Bir sonraki yazıda görüşmek üzere!

 
 
 

Yorumlar


Tanıtılan Yazılar
Son Paylaşımlar
Arşiv
Etiketlere Göre Ara
Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square

© 2015 by orhanafsin

bottom of page